Bir yerlerden başlayalım:
La ilahe illallah'ın derinliği, yargıçlığı Allah'a tahsis etmektedir.
Cümlenin anlamı şu:
Allah'tan başka yargıç yoktur!
Faraza biri yargısı ile, kendini ya da gayrını mahkum veya masum ilan ederse, La ilahe illallah davasında kendini zora sokmuş oluyor.
Buna karine oluşturalım:
Bir beşer hüküm yetkisi onda olmadığı halde, hakim sıfatını iddia ile, bir meselede mesele muhataplarını yargılayayarak suç ve suçlu tahsisine girip, hatta ceza infazına koyulduğunda tahterevallinin bir ucuna da aslında zatını oturtmuş oluyor.
Kaide şu:
Kişi bütün kanunları ezbere bilse, -hüküm hakkı ona verilmedikçe- hiçbir hüküm veremez.
Şerhli beyanı:
Yargıçlığı Allah'a ve Allah'ın yetki verdiğine değil, kendine munhasır kılan La ilahe illallah'ta sorunlu bir konum tercihlemiştir.
Bu en çok, en dindar olanlarda gözlemleniyorsa üstelik ve en din ile ortada olanlar, Allah'ın adıyla onu bunu, arada sırada da kendini yargılıyor ve tanrı heveslerini bununla gideriyorlarsa ve bunların cehennemi de varsa üstelik ve kendi cehennemlerine dilediklerini koyuyorlarsa, O'nun cennetinden mahrum etme pahasına...
İş büyüktür tek kişilik hesapta...
Biz yargıç değiliz...
İşin hesap kitabı bizi ilgilendirmez.
Hükümlere Allah'a havale; ama şu kadarını söylemem kendi adıma gerekiyor:
Emelince/idrakınca olmayana zorlayan, dayatan, söven, cezalandıranlar sahte tanrı tiyatrosunun figuran putcuklarıdır. O sahnede oynayanlar, ötelerdeki hallerini düşünmeliler.
O düşünce, yargıçlık hevesini silip süpürecektir diye umuyorum.
Allah'tan başka yargıç yoktur!
Buysa inanç temeli, cümlenin diğer ifade şekli de şu:
Allah'tan gayrı her yargılayan gavurdur!
Bu dinin gavuru olmak mı?
Allah korusun, gavurdan da gavurcadır...
Şimdi kim kendini nereye koyarsa artık...
Gerisi bizim işimiz değil.
Çeşitli Görüşler
9 yıl önce

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder