Dürüst olabilir miyim kendime?
Onun yanındaki ben, şunun yanında niye o ben değil?
Var mı kendini kendi olarak yaşayabilenler?
Var!
Kaç kişi?
Az!
O kadar az için mi yani tüm encamı ile hayat?
Peki
'Var' dedin de, o 'var' için kaçının yaşamını içinden dışından yaşadın?
Hiç!'
Var'ın bile sağlam değil aslına bakarsan...
Onun bunun beyanı...
Sen seni bilmez dağılmışlığında, başkalara ne meraklısın!?
Aile, akraba, hoca, patron, sokak, çarşı, polis, temizlikçi, köpek, sinek, küresel kriz, belediye...
O kadar çok karışan, dokunan var ki hayatlarımıza...
Nasıl 'kendimim' diyebiliyoruz?
Doğru ama; bazı müdahaleleri kanıksar ve kendimizleştiririz.
İnanırız bize ait olduğuna.
Aldatırız özü.
Sonra öz bir ara tenhada kusar ihtişamlıca varını...
Bazen gizli kapaklı bulduğumuzda birini bir yanımızla ona taşınırız.
Taşınırız da yazlık kışlık...
O kadardır işte.
Bizimle ilişikli birinin hayatına sıkıntı olmadan yaşamak gibi bir sıkıntımız var yaşamımızı...
Gölge etmemek için yaşamlara, güneşler kırparız yıldızlardan...
Ben becerebilirim dersin, becerememen için bütün şartlar elbirliği ile gayrete girer.
Ulan nasıl da buluşur bunlar senin iki kuruşluk ağız tadını bozmak için...
Sürekli kanırtırlar öz damarından kemiğine basa basa seni...
Biz insanlar
en başta hileyi öğreniriz.
Karnı acıkınca bas bas bağırarak ağlayan bebekler değil miydik bizler dün?
Halbuki ne alakası var açlıkla, gözün...
Su akıttığımız yerden beslenmiyoruz ki.
Olgun ve dürüst insan pozlarındayızdır bazen...
Adamına göre tabi.
Yavşamamız mümkün olana ise popomuzu esirgemeyiz.
Şu bilmeyene surat yaparken, bilene sırıtırız kıs kıs.
Duygusal organizmalarız ya külliyen afrodizyakız...
Kasap dükkanından gelen kan kokusu, içerde bir işler çevidiğinin alametidir kasabın...
Bizim ne kadar keskin koktuğumuzu hiç bize söylediler mi?
Kim söyleyecek de!?
Sıgara içenlerin, içmeyenlere koktuğu ve içenlerin o kokuyu algılamadığı gibi, bizim kokumuzdan en çok bize alışmamış tabii yaşamlar rahatsız olur!
Sevginin dokunuşu
Acının tadı
Merhametin sesi
İnkarın bakışı
hiçbiri
insanın kokusu kadar keskin olamaz.
Uzun yol yaparken açın camınızı ve insanın yaşadığı alanı fark etmek için sadece burnunuzu kullanın! O anlarda bu sözü sağlamış olursunuz.
Bağırsakta sıkışan; ama kokmayan, çıktığında size şehri tarif eden olacaktır.
Bu tamamsa:
Beynin kokuyu aldığı bölüme ne derler bilmiyorum; ama iç duyguların koktuğunu fark ettiğinizde sizin beyne ihtiyacınız kalmamış demektir.
İnsanların yaşama alanlarındaki keskin koku, bu kokunun yanında hiç mesabesindedir.
Bir kere almaya gör o kokuyu, ebediyyen yitirmez keskinliğini...
Sızım sızım sızlatır aldıysan onu, ciğerinde merkezleşmiş yaşam enerjisi kokusu
Kokuyorum...
Kokuyorsun..
Kokmuyorlar...
Kelimelerden o koku gelmediyse, hiç okuma bu yazıyı yabancı...
sonsuzluğu bir mahpese kapatsalar ve
bir musluktan damla damla akıtsalar
sonsuz biter, bitmez yalnızlığımız...
Çeşitli Görüşler
9 yıl önce

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder