8 Mart 2009 Pazar

Benden Bana-14

Zorlanacağım bir noktaya geldik.

Bazı cümlelerimin özünde tanrı algımızın sakatlığı vardı. İnanmak istediğimiz bir ilah ve beğenilerimiz yönlendirmeli bir din anlayışı...

Tabi bu keskinlikte olmuyor olduğunda olanlar. Rayına oturuyor, anlamlanıyor ve derin bir akide bile oluşabiliyor.

Buna öyle bir inanıyoruz ki, asla bizim inancımız sarsılmaz geliyor; ama
şimdi sıkı duralım:

Civarında olan bitene ve kendine karşı verilecek hükmü olan herkesi tanrı ilan ediyorum!

'20 yazıdır bizi yerden yere vurdun, tanrı ilan ettin; sustuk yuttuk; ama yeter be kardeşim, biraz soluklan. Nedir senin bu insanlarla alıp veremediğin. Tanrı ilan edince sen de hükmetmiş olmuyor musun sonuçta? Bu ne perhiz ne lahana turşusu!'

Evet, aynen öyle...

Önce kabullenelim vaziyetimizi de vaziyetten vazife çıkarmayı kesebilelim.

Bu serinin adı Benden Bana...Benim tanrılıklarım konuşuluyor burada.Ahkamlarım, yargılarım, yorumlarım, kararlarım...Ve hepsinde yargı var farkındaysanız.

Kendimi istisna etmiyorum!kendime 'yerin burası, haddini bil' diyorum.

Evet işaret etmeden onun bunun şunun hakkında fikir üretiyorum. Lehe aleyhe ha bire harala hurala makina çalışıyor içerde...

Bunca yazıp çizdiğime bakmayın. Ben de aynı belanın dertlisiyim.

Tanrı değilim demiyorum! Tanrılıktan kurtulmadıkça kul olamayız diyorum.

Kul olmamız Allah'ın bizden tek talebi diye inanıyorum.

Kul olmak demek, haltlardan kurtulmak, haltlara tapınmak demek değil diye inanıyorum.

Kul olmak, O'nun kefaletini, zimmetini, aidiyetini kabullenmek demektir.

Gerçeğimi görüyorum, sıyrılmaya, kurtulmaya çalışıyorum.Belki gerçeği ile yüzleşmeyi becerebilmiş birileri çıkar da birbirimize el oluruz, omuz oluruz diye de ilan ediyorum.

Söylenemeyen, dibe gömülen bir gerçeği kanırtarak içerlerden çıkarmaya çalışıyorum.
Tanrı tarafımı kusmak istiyorum böylece de!

Sadece Allah'a inanmakbundan başka kurtuluşa inanmıyorum!

Allah inancının ise şu 'yaşa' diye dayatılan İslamda, isevilikte, yahudilikte olmadığını düşünüyorum.

Buralarda öfke var, hırs, haset, kin, buğz, nefret, intikam, enaniyet, stres, tatminsizlik, kıskaançlık, yargı, infaz v.s v.s...

Bunlardan sıyrılmadan, kurtulmadan bir insanın kendisini bilmesi, bildiğini yaşaması olmaz.
Kendini bilemeyen de rabbini bilemez.

Bunların olduğu yerde tanrılıklar vardır; Allah'ı bunlarla bilmeye çalışmak idrarla abdest almaya benzer.

Demiyorum İslam sakat din! Yok böyle bir şey... Yaşanan sakat!

'Bu budur' diye dayatılan yaşam bulamayacak kadar insana uyumsuz.

Çok tanrılı inanışlar,tanrısız inanışlartanrı üretmelertanrı yermelertanrı yemelertanrıdan laf üretmeler

geçin bunu!

İnsan için kemalat dağının zirvesindeki toprak aşağıdakinin aynı...

Tek farkıaşağıdan yukarı seçilmiyoryukarıdan aşağı...Yukarıda aşağının özlemiaşağıda yukarıya heves.

Yaşam ise verildiği kadar var ve tanrıcılık oynamak çok saçma!

Birilerinin yaşamını didikleyip, hükmederek geçen zaman da, yalnızlığın öfkeli sessizliğinde harcanan da son son bittiğinde, hamuruna seni kavuşturmada en çok en sevenlerin en en dediklerin seferber olacak...

Senin işin bittikten sonraardından sana övgüsana yergi...

Öveni övdürtecek

söveni sövdürtecek malzeme demek

etki demektir!

Etki sende keyfe ya da kedere neden olmuşsa enaniyet demektir.

Enaniyet kibrin rahmidir.

Kalbinde zerre kadar kibir bulunanların canları cehenneme dendi.

Kibrimiz fazlaca ve bu kibir ile bizim yürüyebilme imkanımız yok. Üstelik çok ağırlaştırıyor kulluğu kibir.

İnsan bu sözü anlar...

Bundan malzeme çıkaracak, anlamayacaklar da olacaktır elbette; ama malzeme olmak için yazmıyorum. Malzeme olmaktan çıkmak için yazıyorum.

Böyle durumlarda bir tarafı bir tarafa yedirmek anlamsız...

Barışık olmak, haltının da sevabının da hakkını vermek lazım...

Ne de olsa beşeriz.

Dipsiz bir yaşamı yaşama fukarasıyız.

'Bunca söz ettim, çözümüm ne?' 'Ne yapmam lazım?'

Bilmiyorum desem!?

Ya da

O'nu bilmeden O'na kulluk laflarının, fiillerinin sadece palavra olduğunu biliyorum desem kısaca...

Yaşıyorum
yaşıyorsun
yaşıyorlar

Bana dokunma lütfen, yargılama. Niyetin tanrılıksa yakarım!

Benden bana serisine ara verdim.

Oh beee :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hakkımda

Fotoğrafım
sese yüklediğim anlamı kriptoladım. şifre feryadımın henüz yol aldığı ve ulaşmadığı milyarlarca yıldız ve gezegende hesapsız sinyaller var biliyorum ve kimyası kabarık seslerinin bana ulaşmadığı... işte ben ordayım. mekanımın gürültülü tınılarının bağrında tek başıma bir melodi özlemindeyim, notaları es es... duyan sessizliğimin çığlığını, kulağına kadife örtsün ve gelsin bana!

Bu Blogda Ara

Blog Listem

İzleyiciler

Benden Bana...