12 Mart 2009 Perşembe

Ölüm Tırıltıları

herşey tastamam aslında

umut var...
direnç, çoşku,
şehvet, lezzet
ve ölüm de...

bitmek
tükenmek
tüketmek
yitirmek

yakaladığında ön ve ardımızdan
yok saymalardayız onu
ve göz kaçırmada
ama
kuma da gömsek,
göğe de fırlatsak

varlığımızı

biliyoruz hep
bir an gelecek
o an
öleceğiz

yer yar şan da
yok olacak o an

bak öldü bu an
ve bir an daha
bunu ben yazdığımda
şu an bir an
her an
an an ölüyoruz
doğamadan

böyle işte bu dünya
ölmemek için insanın
ne büyü üfürüklerini gördü

devran ise döndü
varlık bulanlar hep öldü.

buzlatanlar
ayar geçilenler
meditasyonsan
sasyon
ruh emenler
sidik içenler
hep öldüler

dedenin dedesinin adı bile
kayboldu yazılı taşından
öleceğim ve
öleceksin

anı yaşa ve yaşat
tut
al
ver
ama
zayi etme
hükümsüz zaman

baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş

hoşa gitmeyebilir
burna tutulmaya da
ama

yaşa be kardeşim
yaşa
çok yaşa

o kadar ki

öldüğünde
ölümüne öl
ölümüne yaşa

insan, öleceğini bilerek yaşayan tek varlık...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hakkımda

Fotoğrafım
sese yüklediğim anlamı kriptoladım. şifre feryadımın henüz yol aldığı ve ulaşmadığı milyarlarca yıldız ve gezegende hesapsız sinyaller var biliyorum ve kimyası kabarık seslerinin bana ulaşmadığı... işte ben ordayım. mekanımın gürültülü tınılarının bağrında tek başıma bir melodi özlemindeyim, notaları es es... duyan sessizliğimin çığlığını, kulağına kadife örtsün ve gelsin bana!

Bu Blogda Ara

Blog Listem

İzleyiciler

Benden Bana...